Absürt Edebiyat

Absürt; abes, saçma, anlamsız, gerçeğe aykırı ve uyumsuz gibi anlamlara gelen Fransızca kökenli bir sözcüktür. Absürt düşünce ve sanat anlayışı 2. Dünya Savaşı yıllarının korku ve kaos ortamında şekillenir. Sanayileşme ve bunun sonucu olarak kentlerde çoğalma önemli etkenlerdir. Birbirlerine ve topluma yabancılaşan insanların sanat ve felsefe üretimleri de şartların getirisi olan ruh dünyalarından etkilenecektir.

Edebiyatta absürdizmin önemli temsilcileri Albert Camus, Franz Kafka ve Patrick Süskind gibi isimler olmakla birlikte hepsinin Gogol’ün paltosundan çıktıklarını söylemek yanlış olmayacaktır. Gogol ve ardılı olan Dostoyevski edebiyattaki pek çok şeyde olduğu gibi bu alanda da öncü adımları atmışlardır.

Gogol’un Burun adlı öyküsünde bir sabah uyandığında burnunun kaybolduğunu gören Memur Kovalev’in hikâyesi anlatılır. Kovalev burnunu bulacaktır fakat yüksek bir statüye ulaşan burun eski yüzüne dönmeyi reddecektir. Kiminin “tamamen saçmalık” olarak nitelendirebileceği bu konu için kimi ise sayfalar dolusu tez yazabilir. Çünkü bu alegorik anlatım, güçlü bir alt metne sahiptir.

Bu üslubun bir diğer temsilcisi Franz Kafka, Dava adlı romanında sebebini bilmediği ve öğrenemediği bir suçtan dava edilen ve yargılanan Josef K. adlı karakterin tuhaf durumuna yönelir. Bilinmeyen bir suç söz konusudur ama K.’nın yakınları dahi suçun işlendiğine emindir. Adalet sistemine getirilen sağlam eleştiri, gerçekliğin dışına taşan bir biçimde aktarılmıştır. Ancak Dönüşüm öyküsü, absürt yaklaşım açısından Dava’dan da uygun bir seçimdir.

Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar romanındaki anti kahramanı Yeraltı Adamı, kendisini böcek gibi hissetmektedir. Bu öncül karakterin, Franz Kafka’nın Dönüşüm’ü için çıkış noktası olduğu söylenir. Doğruluğundan emin olmasak da, Kafka’nın gittiği yolda Dostoyevski’nin izlerinin bulunduğunu tahmin edebiliriz. Gregor Samsa, tıpkı Yeraltı Adamı gibi yalnızdır ve düzenden nefret etmektedir. Gregor’un hayatındaki kadın eksikliği ile asosyalliği de öncülüne benzemektedir. Her ikisi de, sosyopat ve içedönük özellikleriyle Oğuz Atay karakterlerinden erken gelen “tutunamayanlar”dır. Arzu ettikleri hayat bir biçimde ellerinden alınmış bu adamlar, kendilerini sevmeyen ve sosyal sıkıntıları yüzünden affedemeyen kişilerdir. “Normal” olarak tanımlanan insan güruhunun altında ezilmemek için dönüşmeleri gerekir.

Gregor bir sabah uyandığında, dev bir hamamböceğine dönüşmüştür. Bu anlatım biçimi bir çeşit deliliği işaret eder. Bilinçaltı ona bir kabuk hazırlamış ve değersizliği ölçüsünde böcekleşmiştir. Oysa okuduklarımız, yazar Franz Kafka’nın iç dünyasıdır ve Gregor Samsa da, yaratıcısı gibi dehası ölçüsünde yalnızdır. Burada düşündürücü olan ise Gregor’u kendi çevresine arkadaş olarak kabul etmeyecek, aşağılayacak pek çok insanın, en sevdiği yazar sorusuna Kafka yanıtını verecek olmasıdır. Marka olmuş yazarların, popülariteleri ile anlaşılırlıkları arasında bağlantı kurmak zordur.

Öyküde, baba otoritesinden, sanayi devrimine ve Gregor’un duygu dünyasındaki boşluğuna kadar hem kişisel hem de toplumsal başkaldırılar yer alır. İnsanı robota çeviren mekanik yaşam Kafka’yı rahatsız etmektedir. Kendi işi olan sigortacılığı ömrü boyunca nefret ederek yapmıştır. Kafka gibi bir yazarın sigortacı olarak çalışmak zorunda olduğu bir dünya fikri bile absürttür. Emek ve çabalama dünyası herkes için geçerlidir ama bazı insanların bu dünyaya geliş nedeni diğerlerinden farklıdır. Bu sebeple Kafka’nın alt benliği olan Gregor böcekleşerek dönüşüme uğrar. Ancak bu fiziksel metamorfoz, aslında ruhsal bir öze dönüş ve duygu dünyasının keşfidir.

۞۞۞

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü, içinde absürt ve mizahî unsurlar barındıran bir romandır ve bu özellikleriyle edebiyatımızın emsalsiz eserlerinden biridir.

Tanpınar, gerçekte olamayacak bir enstitü fantezisiyle, kapitalist düzenin doğurduğu çarpık modernleşmeyi hınzırca eleştirir. İroni o kadar dengelidir ki, okur kimi zaman absürt olanı olağan karşılar.

Romanın başkarakteri Hayri İrdal; babadan kalma, öğrenilmiş bir ürkekliğe sahiptir. Akıllıdır, beceriklidir ama öncelikle kendisi bunun farkında olmadığından çalıştığı işlerde, ikinci adamlığın korunaklı zırhını tercih eder. Evlilik, çocuk sahibi olma gibi kişisel kararlarda bile toplum ve çevre ne buyuruyorsa onu yapmıştır. Asıl âşık olduğu kadını derinlerine gömerken, sevemediği karısına olumlu vasıflar uydurarak meşru olanı korumaya çalışır. Öte yandan doğu ile batı arasında sıkışan Türk toplumundaki kimlik bunalımı, batıya yönelişin uyum sorunları ve sanayileşmenin yan etkileri de İrdal ve çevresini etkilemektedir. Bu noktada Hayri İrdal önceyi simgeler. Ancak geleneksel ile yeni arasında ikilem yaşayacak ve iradesiz bir yaşantıya sürüklenecektir.

Yeninin simgesi ise enstitünün kurucusu Halit Ayarcı’dır. Bu karakter, hikâyenin batı kanadını temsil eder. Batının buluşu olan modern yönetici tipidir ki günümüzde bile iş yaşamı bu şablon üzerinden yönetici seçmektedir. Ayarcı, akıllı ama aklının yetmediği yerde başka akılları kullanan ve onlara az kazandırırken kendisi çok kazanan biridir. Aslında kapitalizmin etten ve kemikten çarklarından sadece birini oluşturur. Titr sahibi bir işçi olmaktan fazlası değildir.

Gelenekseli temsil ederken, moderni de sembolize eden figür ise “Mübarek”tir. Hayri İrdal’ın duvar saati, kişileştirilerek betimlenmiş ve romanın en önemli karakterlerinden biri olmuştur. Öyle ki, Mübarek anlatılırken diğer kişiler figüranlaşır ve duvar saati kahramana dönüşür. “Hangi takvimle hareket eder, hangi senenin peşinde koşar, neleri beklemek için birdenbire durur, sonra ağır, tok, etrafı dolduran sesiyle hangi gizli ve mühim vakayı birdenbire ilan ederdi? Bunu hiç bilmezdik. Çünkü bu bağımsız saat ne ayar, ne ıslah, ne tamir kabul ederdi. O, başını almış giden bir zamandı.”

۞۞۞

Edebiyata kelime olarak “absürt”ü dahil eden isim Albert Camus’dür. Türkçe çevirilerde ise Tahsin Yücel “uyumsuz” sözünü kullanmıştır. Bu olabilecek en doğru çeviridir. Çünkü Camus’nün absürdü, uyumsuzdur ya da ünlü romanında tanımladığı gibi “yabancı”dır.

Yabancı’nın başkarakteri Meursault ölüm ile yaşam arasındaki farkı anlamayan biridir. Tanrı inancından evliliğe kadar diğer pek çok insanî hissiyat ya da oluşumun da uzağındadır. İnsanların oluşturduğu ve “bunlar doğru bunlarsa yanlış” denilen bir düzeni sorgulamaya çalışmanın dahi anlamsız olacağını düşünür ve kendisini olan biten herşeyden soyutlar.

Sevgilisi Marie evlenmeyi isteyip istemediğini sorduğunda “hayır” yanıtını verir fakat “sen istiyorsan evlenelim” der. Hayata karşı bu denli kayıtsızdır. Evlilik umurunda değildir ama Marie istiyorsa evlenebilir, bu da sorun değildir. Rüzgârda uçuşan kuru bir yaprak gibidir. Ne bir yön aramaktadır ne de yaşadığı an üzerine düşünmektedir.

Annesinin ölümü karşısındaki aldırmaz tavrı, olduğu kişi için anlaşılır olabilir. Ancak insan algısı önünde tuhaf derecede soğuk ve bencil bir yaklaşımdır. Oysa ölümü olumsuz olarak nitelemediğinden öyle davranmaktadır. Bir arkadaşına saldıran arap genci silahla öldürdüğünde bile eylemin kötülüğü üzerine düşünmemiştir. Çünkü ölmek ve yaşamak aynı doğallıktadır.

“Aslına bakarsanız insan ha otuzunda ölmüş ha yetmişinde pek önemli değildi. Çünkü her iki halde de, pek doğal ki, başka erkekler de, başka kadınlar da yaşayacaklardı, hem de binlerce yıl… Şimdi de olsa yirmi yıl sonra da olsa bendim ölecek olan.” Bu düşünce biçimi Meursault’nun eylemini kendi mantığı içerisinde açıklar. Roman, karakterle empati kurma imkânını vermektedir. Örneğin mahkeme salonunda idam kararı için yargılanırken onu bekleyen ölümle, salonun sıcaklığından terlemesi eşit derecede önemli sorunlardır.

İsa’ya inanan hıristiyan ahlâkı Meursault’yu idama mahkum eder. Oysa ikisi de aynı çarmıha gerilidir ve aynı insanlık, ikisini de anlayamadığı için öldürmek yolunu seçmiştir.

Arda Yas

Absürt Edebiyat

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: