Kız Kulesi

“Ada”ların hüzünlü bir tarafı vardır. Yalnızlığın dokunulur simgeleridir onlar. Bir okyanusun ya da denizin ortasında tek başına olmak zor mudur acaba? Yoksa huzur mudur bilinmez. Belki de yeryüzünün, evrenin ya da tanrıların emridir ada olmak. Yahut adanmışlık taşıyan bir seçimdir. Belki her ikisinin de karşılığı vardır. Bu yazının öznesi olan “adacık” ise koca bir kıtanın, önemsiz ve fark edilmeyen parçası olmaktansa; küçük de olsa ada olmayı seçerek, düşsel bir cumhuriyetin toprağı olmuştur. Kız Kulesi’nin üzerine inşa edildiği adacıktan bahsediyorum. Günümüzden 2500 yıl önce Asya kıtasından kopan bu toprak parçası, kendisine iki kıta arasında bir ev bulur. Evinden kaçan, hayalperest bir genç kız gibidir. Hayal kırıklığına dönüşmesi muhtemel düşleri vardır. Evet… Üzülür, kırılır, insanoğlunu anlamakta güçlük çeker. Ancak o genç kız, binlerce yıl içinde değişir, dönüşür, güçlü bir kadın olur.

İstanbul kadar eskidir Kız Kulesi. Roma’ya, Bizans’a, Osmanlı’ya ve Cumhuriyet Türkiye’sine şahitlik etmiştir. Zaman içinde yıkılmış, yeniden yapılmış, genç kızlıktan kadınlığa büyümüş, olgunlaşmıştır. İstanbul’un en güzel çay bahçeleri, onun varlığı nedeniyle Üsküdar’dakilerdir. Dilinden anlayanların, onunla konuşabilenlerin uğrak yerleridir. Ne zaman o çay bahçelerinden birinde otursam düşünürüm. Kız Kulesi’ni uzaktan izlemek mi daha güzel, yoksa bir tekneyle kıyısına uzanıp içinde olmak mı?

Kız Kulesi 360 derecelik bir açıyla İstanbul’u gösterir. Boğazın kıyıları ise Kız Kulesi’ni… Ben; kulenin içinde olmaktan ziyade, çay bahçesinde oturmayı tercih ederim. Çünkü ben, İstanbul’dan çok Kız Kulesi’ni severim. İstanbul, tarihi dokusuyla, coğrafyasıyla büyük ve güzel bir şehirdir fakat nihayetinde bir şehirdir. Kız Kulesi ise bir kıtadır aslında… yedi kıtaya dâhil.

Henüz çok gençken gümrük istasyonu olarak kullanılmış ve hatta savaşlarda üs haline getirilmiştir. Kirletilmiştir Kız Kulesi. Acılı ve buruk bir kadına dönüşmüştür. Hangi ırktan olursa olsun insanoğlu iyi davranmamıştır ona. O da, küser insanoğluna. Gözlerini kapatır ve yüzyıllarca uyur. Uzun zaman sonra, bir gece vakti gözlerini açar Kız Kulesi. Gözlerinin ışığı, gemilere pusula olur, Kutup Yıldızı olur. Ömrünce sevgiyle yaptığı ilk şey budur. Deniz feneri olmak… İnsan ırkıyla barışmaktır bir bakıma. O gün bu gündür gündüzleri uyur, geceleri uyanır Kız Kulesi.

۞۞۞

…Yüzerek geleceğim sana / Güzel kız, senin sevgin uğruna / Sana geleceğim / Sen beklerken beni ürkek bakışlarla / Yüzerek geleceğim sana / Dalgalar gemilere bile geçit vermese / Yüzerek geleceğim sana / Azgın dalgalar arasından…

(Hero ve Leandros’un ölümsüz aşk hikâyesinden)

Kız Kulesi, günümüze efsaneleriyle gelmiştir ve tüm efsanelerin odak noktasında bir “kadın” vardır. Bu yüzden adı Kız Kulesi’dir ya… Hero ve Leandros’un aşkı ise içlerindeki en romantik ve hüzünlü hikâyedir kuşkusuz… Efsaneye göre çok eski zamanlarda, Kız Kulesi’nde aşka yasaklanmış bir rahibe yaşardı. Hero adındaki bu kız, Afrodit’in rahibelerinden biriydi. Fakat o kadar güzeldi ki, görenler onu Afrodit’in kendisi zannederlerdi.

Leandros adındaki yakışıklı delikanlı, Afrodit’in mabedindeki bir ayine katılmıştı. Getirdiği hediyeleri sunmak üzere mihraba yaklaştığında, güzel rahibe Hero’yu gördü ve ilk bakışta ona âşık oldu. O günden sonra Hero’nun tüm itirazlarına rağmen her gün mabede gelip genç rahibeye duyduğu aşkı anlattı. Duyduğu sevgi öylesine büyüktü ki bir gün mutlaka hak ettiği karşılığı alacağına inanıyordu.

Tüm çabaları, ısrarları sonucunda arzusuna kavuştu. Hero da onu seviyordu… Ancak aralarında büyük bir engel vardı. Hero denizin ortasında, Kız Kulesi’nde, yaşlı bir kölenin kontrolü altında yaşıyordu. Ancak Leandros, aşkı uğruna her şeyi yapmaya hazırdı. Buna, gece karanlığında yüzerek denizi geçmek de dâhildi.

Durumdan haberdar olan Hero endişe ile dışarıyı izliyordu. Denize doğru baktığında dalgalarla boğuşan birini gördü. Bu, başkası olamazdı. Leandros bitkin ama sevdiğini görmekten mutlu bir halde genç rahibeye sarıldı. O günden sonra her gece, Kız Kulesi’ne yüzmeye ve sevdiğine ulaşmaya başladı.

Günler, aylar geçti, yaz günleri geride kaldı. Deniz artık dalgalı ve soğuktu. Hero, Leandros için endişelenmeye başlamıştı. Bahar gelinceye kadar ayrı kalmaları gerekiyordu. Leandros üzülse de, sevdiğinin bu isteğine boyun eğdi. Bahara kadar gelmeyeceğine dair ona söz verdi. Ama bu ayrılığa sadece bir kaç gün dayanabildiler.

Leandros, Hero’nun yolladığı özlem dolu mektubu okuyunca, hiç düşünmeden kendini azgın dalgaların kucağına attı. Fırtına arttıkça artıyor, dalgalar daha da aşılmaz bir hal alıyordu. Leandros’un yolunu gözleyen Hero, gizlice sahile indi ve orada, dalgaların kıyıya attığı sevdiğinin ölüsü ile karşılaştı. Bu acıya dayanamayan Hero, Kız Kulesi’nin en yüksek noktasından, kendini boğazın sularına bıraktı.

Efsanelerin gerçekliği tartışmalıdır elbette. Fakat Hero ve Leandros’un aşkına inanmak, sevgiye inanmak gibi gelir bana. Kız Kulesi’ne ruhunu veren de, bu aşktır aslında. Kulenin içindeki kalp ve kadın figürleri aşkı ve Hero’yu anımsatır. Tavandaki resimler ise Kız Kulesi’nin süsleridir sanki. Bir kadındır Kız Kulesi… Tıpkı Hero gibi hak ettiği aşkı yaşayamamış bir kadın. Leandros ise Galata Kulesi’dir kanımca. Uzaktan izler Kız Kulesi’ni. Ayaklanmak, aradaki denizi aşmak ister… Yapamaz. Kurtulamaz sabitleyen temellerinden. Fakat ona ulaşabilmek için pek çok yol dener.

Bilinenin aksine, Hezarfen Ahmet Çelebi uçma tutkusuyla dolu bir ilim adamı değildir sadece. Aracılığını da yapar Galata Kulesi’nin. Ancak Kızkulesi’ne varamadan Üsküdar’a düşer. Başaramaz âşıklara elçi olmayı… Fakat ne zaman bir martı görseniz iki kule arasında yol alan, bilin ki taşıdığı yük sevda sözleridir.

۞۞۞

…İstanbul deyince aklıma kuleler gelir / Ne zaman birinin resmini yapsam öteki kıskanır / Ama şu Kız Kulesi’nin aklı olsa / Galata Kulesine varır / Bir sürü çocukları olur…

(Bedri Rahmi EYÜBOĞLU)

Kızkulesi’ni şiirine konu etmiş sayısız şairden biridir Bedri Rahmi Eyüboğlu. Şiirle, Kız Kulesi’nin bağını nasıl açıklarım bilemiyorum ama pek çok şair için karşı konulmaz bir imgedir Kız Kulesi. Şiirinde Galata Kulesi ile olan aşkından dem vurmuştur Bedri Rahmi. Kim bilir, hayal edemeyeceğimiz bir buluşmanın neticesinde, adanın içindeki küçük deniz feneri, bu aşkın meyvesi olmuştur belki.

…Kız Kulesinin düş getiren pay senetleri / Kısa günde kapış kapış gitti…

 (Cemal SÜREYA)

Kız Kulesi şairlerinden biri de Cemal Süreya’dır. Ölümünden yıllar sonra “Şiir Cumhuriyeti” diye anılacak olan bu adacık ve kule, ilham kaynaklarından biri olmuştur şairin. Bu satırların yazarı ise Cemal Süreya’nın Kız Kulesi ile olan yakınlığından esinlenerek aşağıdaki dizeleri kaleme almıştır:

…İsminden “y” kaybeden sihirbaz / Yine martı ol / Kız Kulesi’ne gel / Düşlerime yaz…

Sunay Akın da, Kız Kulesi’ni ve Cemal Süreya’yı şiirde buluşturanlardandır. “Şiir içi hatları vapuru” şiirinden selam gönderir her ikisine.

…Cemal Süreya vapuru / Akşamüstleri giyince ışıklı elbisesini / İnce bir duman savurarak havaya / Dansa kaldırır Kız Kulesi’ni…

(Sunay AKIN)

۞۞۞

Kız Kulesi, artık mutlu bir kadın. Tüm ölü ve yaşayan şairlerin dizelerinden haberdar… Galata Kulesi’nin sevdasından hoşnut… Kollarını tüm insanlığa açmış, kucaklıyor sevenlerini. İçinde aşklar yeşeriyor. Tektaşlar, onun şahitliğinde sunuluyor ilk kez. Düğünler yapılıyor. Beyazlara bürünmüş kızlar salınıyor üzerinde… Sayısız Hero ve Leandros’a ev sahipliği yapıyor. Bu satırların yazarı ise şiirler yazıp bırakıyor Üsküdar sahiline, şişelerin içinde… Biliyor ki bir gün yok olunca bedeni, martı olacak Kız Kulesi’nde… Ve dansa kaldıracak o güzel kadını rüzgârın müziğiyle…

Arda Yas

Kız Kulesi

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: